AK Parti'yi eleştirmesi kolay!Sendika ve sivil toplum kuruluşları ne olacak?

31 Mart mahalli idareler seçimleri ile 23 Haziran İstanbul seçimi sonrasında AK Parti'nin aldığı yenilgi her ne kadar genel seçimleri hala AK Parti lehine gösteriyorsa da avantajlı konumu nedeniyle yaşadığı kayıp eleştirileri beraberinde getirdi.

AK Parti'yi eleştirmesi kolay!Sendika ve sivil toplum kuruluşları ne olacak?

31 Mart mahalli idareler seçimleri ile 23 Haziran İstanbul seçimi sonrasında

AK Parti'nin aldığı yenilgi her ne kadar genel seçimleri hala AK Parti lehine gösteriyorsa da

avantajlı konumu nedeniyle yaşadığı kayıp eleştirileri beraberinde getirdi. 

Eleştirilerin yoğunluğu seçim sathında yapılan siyasi hatalar ile seçim öncesi yapılan

uyarılara rağmen eleştirilerin kulak ardı edilmesi idi.


 
Şikayetler; istenmeyen vekil ve belediye başkanlarının atanması, israf, gösteriş, ihalelerde şüphe,

iltimas, ekonomi, işsizlik, liyakatsiz atamalar, FETÖ konusunda yargının tersine dönüp ihbarcıları cezalandırır

şekilde aldığı kararlar, başarısız bürokratların inadına görevde tutulması, kamuda memnuniyetsizlik,

personel rejiminde belirsizlik ve mülakat sisteminin AK Parti aleyhine gerçekleşmesi gibi pek çok konuda gerçekleşti. 

AK Parti nihayetinde halkı temsil eden bir parti olup her toplum da layık olduğuna göre yönetildiğine göre kaybın,

AK Parti'den öte daha derinlerde aranması gerekiyor. 

Nihayetinde AK Parti'nin bu hali Müslüman toplumun geldiği yeri göstermesi bakımından oldukça anlamlı...


 
Bu sonuç, AK Parti'nin değil tüm toplumun bir kaybı...

Mal ve makam derdine düşen ve bu uğurda liyakati ve hakka rızayı bir tarafa bırakarak bulduğu aracılarla

AK Parti sırtından kendi payına razı olmayarak kıyasıya yarışan Müslümanların bir utancı.

Artık herkesin düşünme zamanı...

AK Parti'ye en yakın sendikadan başlayarak en uzakta bulunan dernek ve vakıflara varıncaya kadar sorumluluk

makamında olan herkesin "Ben ne yaptım?" sorusunu kendine sorması gerekiyor.

Seçime 3 yıl kala yetkili sendikadan başlayarak sivil toplum kuruluşlarının acilen bir muhasebe yapması gerekiyor.


 
Emin olun ki AK Parti değil Müslüman toplum kurumlarıyla birlikte duvara toslamış durumda.

Ve bu kayıpta rehberlik ve denetim görevini yapmayan organize STK'lar asıl suçlu...

Erdoğan'a tek adam deyip eleştiren ve saldıran müslüman mahalle aynaya dönüp kendine bakmalı.

Şunu kesinlikle herkes bilmeli ki makam ve mevki derdine düşüp bir sonraki seçimi garantileme

adına liyakatsiz kişileri kamuya taşıyan, taşıdığı adam ve kopardığı ihale sonrasında eleştiriyi

bırakan STK'lar ilk olarak dibe vurdu. Dibe vuran STK'lar oluşturduğu girdap ağır ağır AK Parti'yi içine çekti.

Kimse bizim ne suçumuz var deyip kendini avutmasın. Fıtratullah tabandan tavana gerçekleşir.

Siz ne iseniz öyle yönetilirsiniz. Siz duvara toslarsınız ardından da iktidar duvara toslar. 

Mesela şu soruları yetkili sendika ve sivil toplum adı altında örgütlenen tüm dernek ve vakıflar samimiyetle kendine sorabilir mi?

Son 10 yılda;

- Yönetim kendini samimi olarak eleştirebiliyor mu? 

- Yeni fikir ve projelere ne derece açıksınız?

- Sosyal dayanışmayı arttırma adına en azından kendi üyeleriz arasında bir çalışma yapabildiniz mi?

Borç vermekle yardımlaşma, kârsız toplu konut yapımı, evlendirme fonu, işsizlere yardım fonu ve iş bulma,

kendi üyelerine yönelik kâr amacı gütmeyen eğitim faaliyeti, İslami çalışma sonucunda sorun yaşayanlara

hukuki danışmanlık ve avukat desteği, banka kredilerinden uzak durma adına birlikte çalışma,

ağaç dikim faaliyetleri, hayvan bakım ve koruma ve sair...

- Sahip olduğunuz imkanların en az yarısını İslam ahlakının toplumda hakim olması,

Kur'an'ın anlaşılması ve üyelerin güzel ahlakı uğrunda kullanabiliyor musunuz?


 
- "Başkan ve yönetimi iki dönemden fazla kuruluşun hiçbir organında görev yapamaz" diye bir ibare tüzüğünüzde var mı?

- İçinizde yeni başkan ve yönetimlerin oluşmasına zemin hazırlayan dinamik bir eğitim müessesesi var mı?

- Görevi bırakan yönetim olmadığını bilmemize rağmen görevini bırakmış olan yönetimler yeni yönetimlerin çalışmasına fırsat veriyor mu? 

- Yeni yönetim gerçekten bağımsız bir şekilde mi yoksa eski yönetimin etkinliğini sağlayacak şekilde sipariş usulü ile mi görev başı yaptı?

- Kuruluşunuz toplumca tanınıyor ve başarılı bulunuyor mu?

- Yönetimin yaptığı faaliyetlere üyeler her seferinde etkin bir şekilde çoğunlukla katılıyor mu?

- Bir araya gelinen anlarda gerek yönetim gerekse üyelerin konuştuğu sorunlar "siyaset, ekonomi"

bağlamında mı yoksa "din, ahlak ve toplumsal sorunlar" bağlamında mı gerçekleşti?

- Yönetimdeki bütün kararlar birlikte mi yoksa kapalı kapılar ardında bir kaç kişiyle mi alınıyor?

- Yapılan faaliyetler ortak bir amaçla tabanla uyum içerisinde yürüyor mu?


 
- Yapılacak her faaliyetin sorumlu olduğu bir birim var ve bu birim sorumlusu kendi başına özgür karar alabilir ve insiyatif kullanabiliyor mu?

- Yönetim başkanı her faaliyeti takip edip faaliyet sonucunda yönetimle ve üyelerle değerlendirme yapıyor mu?

- Bireysel ve toplumsal sorunlar karşısında elle tutulur gözle görülür çözüm önerileriniz oldu mu? 

- Üyelik çalışmaları ve tüm faaliyetler üyelerin katılımını sağlamaya yönelik olarak mı yapılıyor?

- Üyeler yönetimden, yönetim üyelerden ne tür beklentiler içinde olduğunu açık bir şekilde deklere edebiliyor mu?

- Gördüğünüz kamusal sorunlar karşısında kurumsal gücünüzü kullanarak sözlü ve yazılı uyarı görevinizi yaptınız mı?

Bu görevi yaparken sonuç odaklı mı hareket ettiniz yoksa dostlar işte görsün bir adam

ayağı kaydırayım da kendi adamımızı yerleştirelim mantığı ile mi hareket ettiniz?

- Muhaliflerinize konuşma fırsatı verdiniz mi?

- Muhaliflerinizle bir araya gelip sıkıntılarını dinlediniz mi?

- Hesaplarınız gerçekten şeffaf ve hesap verilebilir durumda mı?

- Başkan ve yönetimi adil seçimler sonucunda mı görev başında duruyor?

- Tüzüğünüz yeni yönetimlerin iş başına gelmesi adına ne kadar esnek?

- Yetkili sendikanın sayısının iktidardan kaynaklandığını bilmekle birlikte sendika ve diğer STK'ların menfaat icabı değil gönüllü üye sayısı ne kadar arttı?

- İçinizde herkesin önemsediği, ciddiye aldığı, yeteneğine güvendiği kaç tane kalifiye eleman var?

- Adaletiyle nam salmış, tabanın sesi olabilecek kaç elaman yönetiminizde bulunurken çalışmalarınıza gönül rahatlığıyla iştirak ediyor?


 
- Adil ve açık sözlülüğüyle bilinen kişilere konuşma ortamı sunabiliyor, eleştirilerini dinleme cesareti gösterebiliyor musunuz?

- Şubeler ve üyeler arası koordinasyon etkin mi?

- Faaliyetler arası koordinasyon tam olarak sağlanabiliyor mu?

- Yeni proje ve faaliyetleriniz düzenli bir şekilde artıyor mu?

- Proje ve faaliyetleriniz üyelere yazılı ve sözlü olarak aktarılabiliyor mu?

- Genel kurula katılım yüksek mi? Genel kurul yaparken herkesin katılımı mı sağlanıyor yoksa

yönetim veya liderin seçtiği ve çağırdığı üyeler mi katılımı sağlıyor?

- Görevler genel kurulda yeteneğine göre dağıtılıp dinamik bir şekilde görev değişimi yapılabiliyor mu?

- Çevrenizdeki gariban sayısında artış mı var yoksa azalma mı? Unutmayın ki bu dava garibanların sırtında yükselir.

Çünkü garibanın Allah CC  ile arasında dünyevi engel ve bahaneler imtiyazlıdan azdır. 

- Kuruluşlarınızda zenginle fakir, işçi ile işveren, amir ile memur, vasıflı ile vasıfsız,

sivil ile memur ziyareti esnasında ayrılan zaman ve içtenlik aynı mı? 

- Rızai ilahiye uygun, toplumsal menfaate dönük kaç mazlumun elinden tuttunuz?

- On yıl öncesine göre yönetimin katıldığı tefsir sohbetlerinde artış en azından devamlılık var mı?

- Toplantılarınızı eskiden olduğu gibi tefsir sohbeti, toplu namaz ve

Kur'an okuma faslı sonrası mı yoksa lüks yemekler sonrasında mı alıyorsunuz?

- Telefonlara anında dönüyor ve çözüm sunabiliyor musunuz?


 
- Her kapınıza gelenin derdini çözme adına mı nefes tüketiyor yoksa şikayetlenip küstürüyor musunuz?

Evet!...

Bu soruların yüzde 70'ine olumlu cevap verebiliyorsanız ne mutlu size ve içinde bulunduğunuz kuruluşa...

Yok, bu soruların yüzde 50'sine bile olumlu cevap veremiyorsanız tez zamanda o yönetimi bırakın.

Eğer üye iseniz yönetime baskı yapmak üzere teşkilatlanın. 

Sizin teşkilatlanmanıza fırsat verilmiyorsa derhal o kuruluşu terk edin.

Terk edin ki sizin sırtınızdan birilerinin imtiyaz ve rant elde etmesine müsade ederek günahlarına ortak olmayın.

Unutmayın ki, sivil topluma en büyük destek "üyelik"; en güçlü uyarı ise "istifa" ile gerçekleşir.

DİNİHABER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER