28 Şubat Darbesinin 1 Numaralı Sanığı İsmail Hakkı KARADAYI Öldü ! Hesabı Mahşere Kaldı

28 Şubat döneminin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı İstanbul'da öldü.

28 Şubat Darbesinin 1 Numaralı Sanığı İsmail Hakkı KARADAYI Öldü ! Hesabı Mahşere Kaldı

İsmail Hakkı Karadayı

28 Şubat davasının 1 numaralı sanığı dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral

İsmail Hakkı Karadayı kimdir?


Tarihe "Post modern darbe" olarak geçen 28 Şubat davasının bir numaralı sanığı, dönemin

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, 1932'de Çankırı'nın Karadayı köyünde doğdu.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 22. Genelkurmay Başkanı olan İsmail Hakkı Karadayı,

1951 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1953 yılında Uçaksavar Okulu'ndan mezun oldu.


Çeşitli topçu birliklerinde görev yaptıktan sonra 1963 yılında Kara Harp Akademisi'ni, 1967 yılında

Silahlı Kuvvetler Akademisi'ni, 1975 yılında Milli Güvenlik Akademisi'ni bitiren İsmail Hakkı Karadayı,

Kurmay subay olarak değişik komutanlıklarda Şube Müdürlüğü, Kara Harp Okulu'nda öğretmenlik,

Orta Doğu Ülkelerinde Askeri Ataşelik, Alay Komutanlığı ve Genelkurmay Hareket Başkanlığı Plan

Prensipler Şube Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Bu görevlerinin sonunda 1977 yılında tuğgeneral rütbesine terfi etti.

Tuğgeneral rütbesinde sırasıyla Kara Kuvvetleri Tayin Dairesi Başkanlığı ve Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı

görevlerini yaptı ve 1981 yılında tümgeneral rütbesine terfi etti. Tümgeneral olarak Kıbrıs'ta iki yıl

Tümen Komutanlığı yaptı ve bilahare Kara Kuvvetleri Personel Başkanlığı'na atandı.

1985 yılında korgeneral rütbesine terfi etti ve bu rütbede iki yıl Kolordu Komutanı olarak görev yaptı.

1989 yılına kadar korgeneral olarak iki yıl, 30 Ağustos 1989 tarihinde orgeneral rütbesine terfi etmesinden sonra

1 Ocak 1991 tarihine kadar Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevini yürüttü. 1991 yılında

1. Ordu Komutanlığı'na atanan Karadayı, 30 Ağustos 1993 tarihinden itibaren bir yıl süreyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı yaptı.


30 Ağustos 1994 tarihinden geçerli olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı görevine atandı.

28 Şubat Süreci'nde Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten İsmail Hakkı Karadayı,

30 Ağustos 1998 itibarıyla yaş haddinden emekli oldu.

Medyaya yansıyan ses kasetlerinde ise İsmail Hakkı Karadayı'nın 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı

seçiminde ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu'yu etkileyerek demokratik süreci engellediği iddia edildi.

Karadayı, bu ses kasetlerinin montaj olduğunu ifade etti ve iddiaları reddetti.

28 Şubat darbe soruşturması kapsamında 3 Ocak 2013 tarihinde İstanbul Fenerbahçe Orduevinde gözaltına

alınan İsmail Hakkı Karadayı, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

13 Nisan 2018 kararını açıklayan mahkeme heyeti, "Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren ıskat

veya vazife görmekten men" gerekçesiyle kendisi dahil 21 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.

Sanıkların duruşmalardaki tutum ve davranışları gözetilerek, cezada indirim yapıldı ve ceza müebbet hepse çevrildi.

Sanıkların, yaşı ve sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Seren Karadayı ile evli ve iki çocuk babası olup Fransızca bilen Karadayı, Çankırı Vakfı ve geçmişte

Haliç Üniversitesi mütevelli heyeti üyesi, Mustafa Kemal Üniversitesi'nde Akademik Konseyde üye,

Nihat Erim suikasti ile arasında bir ilişki olduğu iddia edilmiş Encümen-i Daniş'te ve Dostlar Meclisi'nde üyedir.

Türkiye siyasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 28 Şubat'ın kilit isimlerinden dönemin (22'nci)

Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hayatını kaybetti. 

27 MAYIS DARBESİNİN YILDÖNÜMÜNDE ÖLDÜ

28 Şubat darbesinin baş aktörü İsmail Hakkı Karadayı'nın 27 Mayıs darbesinin yıl dönümünde ölmesi dikkatlerden kaçmadı.

Bu dönemde siyasete müdahale suçlamaları nedeniyle müebbet hapse mahkum olan ve yaşlılık ile hastalık nedeniyle adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Karadayı,

'darbeci' olarak anılmaktan olduğu kadar, 28 Şubat'a post-modern darbe yakıştırması yapılmasından da rahatsız olmuştu. Bu rahatsızlığını,

darbeleri araştırmak üzere kurulan TBMM Araştırma Komisyonu'nda dile getirmişti. Karadayı'nın ifadeleri ile birlikte,

dönemin darbe sürecinden kendisini sorumlu tutan siyasetçilerin ifadeleri de komisyon tutanaklarına yansımıştı. İşte tüm bu süreçte yaşananlar..

Türkiye siyasi tarihine post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat süreci 1995 genel seçimlerinde

Refah Partisi’nin birinci parti çıkmasıyla başladı. 1996 yılında kurulan

DYP-ANAP hükümeti güvenoyu alamayınca RP-DYP hükümeti kurulmuş Necmettin Erbakan başbakan olmuştu.

Ancak hem bu hükümetin kurulmaması için hem de hükümet kurulduktan sonraki süreçte

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin o dönemdeki komuta kademesi ve Genelkurmay Başkanı Karadayı’nın etkin rol oynadığı,

‘laiklik kaygısı’ temeline oturtulan 28Şubat süreci yaşandı.

Komutanların uyarı niteliğinde demeçler verdiği, Genelkurmay’da brifinglerin verildiği günlerde,

Sincan’da 30 Ocak’ta tankların geçit yapması gibi olaylar da yaşandı. 

28 ŞUBAT’TA NE OLDU?

28 Şubat 1997’de yapılan tarihi MGK toplantısı 9 saat sürdü. Laikliğin, Türkiye'de demokrasi

ve hukukun teminatı olduğu vurgulandı. MGK'nın tavsiye kararları hükûmete bildirildi.

İrticayla mücadelede için bir dizi tavsiye kararı alındı. Kararda hükümetten, laiklik için yasaların uygulanması istendi,

tavsiye kararlarına göre; tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB'e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli,

Kuran kursları denetlenmeli, Tevhid-i Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve

orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa uygun hareket edilmeli,

kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalıydı.

Dönemin başbakanı Erbakan, kararlar yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi. Ancak süreç 18 Haziran’da

dönüşümlü başbakanlık için Tansu Çiller’in başbakan olması amacıyla Erbakan’ın istifasıyla sonuçlandı.

Bu kez de cumhurbaşkanı Demirel hükümeti kurma görevini Çiller’e değil, Mesut Yılmaz’a verdi.

Bu süreçte TSK’nın komuta kademesi ve Karadayı’nın rolü, 15 sene sonra mecliste kurulan

Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda masaya yatırıldı. Komisyona bilgi veren siyasetçiler o dönemde birkaç isimle birlikte, Karadayı’nın rolüne de işaret etti.

Komisyon raporundan bazı bölümlere bu ifadeler şöyle yansıdı:

YILMAZ’A ‘HÜKÜMETTEN VAZGEÇ’ BASKISI

"Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman’ın

TBMM Başkanı Mustafa Kalemli vasıtasıyla ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a RP ile koalisyon

kurma niyetinden vazgeçmesi konusunda telkinde bulundukları öne sürülmüştür. Komisyonumuzca

21.06.2012 tarihinde görüşlerine başvurulan eski TBMM Başkanı Mustafa Kalemli, dönemin Genelkurmay Başkanı

İsmail Hakkı Karadayı’nın GATA’ya yaptığı bir ziyaret esnasında, kendisinden RP’nin içinde yer alacağı bir koalisyona engel olmasını talep ettiğini belirtmiştir. 

O dönem Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Şevket Kazan, 2.11.2012 tarihinde

Komisyonumuza yaptığı açıklamada, dönemin Genelkurmay Başkanının, ANAP ile RP arasında koalisyon hükümetinin kurulmaması için, müdahalede bulunduğunu öne sürmüştür.”

KARADAYI NE DEDİ?

Komisyona Karadayı da bilgi verdi. Hakkındaki suçlamalarla ilgili konuştu. Yasalar içinde hareket ettiklerini anlattı.

Sincan’da tankların geçişinden haberdar olmadığını söyledi. Ancak post-modern darbe ifadesine itirazı vardı. Komisyon raporuna bu bölüm şöyle yansıdı:

“Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, 25 Haziran 2012 tarihinde Komisyonumuza şunları söylemiştir:

'Postmodern darbe ifadesini kullanan fevkalade aptalca bir ifade kullanmıştır. Hani bazı insanlar vardır, ileri çıkmak

, önde görünmek şeyi… Bunu kim çıkarttı, nereden çıkarttılar hâlâ hayıflanırım ve üzülürüm...” 

İSMAİL HAKKI KARADAYI MİLLETE NELER YAŞATTI?

28 Şubat post modern darbesinin baş mimarlarından olan ve ölümüyle hesabı mahşere kalan İsmail Hakkı Karadayı'nın darbe sürecinde millete yaşattıkları şu şekilde:

* 600 bin başörtülü öğrenci okullara ve üniversiteye alınmadı. 

* Katsayı belası nedeniyle 12 milyon 80 bin meslek lisesi öğrencisi istediği üniversitede eğitim göremedi.

* 1 milyondan fazla devlet memuru Müslüman olduğu için; kademe durdurma, sürgün, lojmandan çıkarma, disiplin soruşturmaları, istifaya zorlanma, memuriyetten çıkarma işlemlerine maruz kaldı. 

* Diyanet İşleri Başkanlığının Meclis Darbe Komisyonuna gönderdiği rapora göre 1997-2002 yılları arasında

8 yıllık kesintisiz eğitim bahanesiyle 1732 Kur'an kursu kapatıldı. 

* İrtica gerekçesiyle 396 Diyanet personeline disiplin cezası verildi, 128’i görevden alındı.

* Üst Kurul, sözde irticai yayın yapan 34 kuruluşa 5 bin 903 gün yayın durdurma cezası uyguladı.

* Eski İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, 2001 yılında 1309 yayın hakkında yasaklama kararı verildiğini bildirmişti. 

* Yücelen ANAP İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu'nun soru önergesini yanıtlarken yurt içinde basılan yayınlardan 1997 yılında 1235,

1998 yılında 1619, 1999 yılında 1627, 2000 yılında 1565 ve 2001 yılında 1309 adet çeşitli yayın hakkında toplatma kararı verildiğini ifade etmişti.

* 24 Kasım 1995 genel seçimlerinde 6 milyon 12 bin 450 oyla, halkın yüzde 21.37’sinin oyunu alan Refah Partisi kapatıldı.

* Eğitim-Bir-Sen’in rakamlarına göre süreçte Milli Eğitim Bakanlığında 4 bin 625 personel fişlendi. 

* 28 Şubat 1997’den itibaren 569 askeri personel ile 639 sivil memurun görevine son verildi.

* 1990’dan sonra “irtica” suçlamasıyla verilen YAŞ kararlarıyla TSK’dan atılan personel sayısı 1635.

* Müslüman askerleri ordudan tasfiye eden darbeciler, FETÖ’nün takiyye yoluyla TSK’da daha rahat yapılanmasını sağladı. 

* Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'nca hazırlanan rapora göre, süreç boyunca devlet kurumlarındaki 2 bin 639 kişi isim ve görev yerleri sıralanarak fişlendi.

* 1997-2003 tarihleri arasında 33 bin 271 öğretmen, kılık-kıyafet/fişlemeler nedeniyle disiplin soruşturması geçirdi, bunlardan

11 bin 890’ı kılık-kıyafet nedeniyle disiplin cezası aldı. 

* Yaklaşık 11 bin öğretmen istifa etmek zorunda bırakıldı.

* 3 bin 527 öğretmenin görevine son verildi.

* 4625 Milli Eğitim Bakanlığı personeli fişlendi.

* İrticai faaliyette bulunduğu gerekçesiyle 21 vakıf kapatıldı. 

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2020, 23:14
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER