COVID-19 ve 5G ; Asıl Büyük Tehlike : 6G

Son günlerde bazı sosyal medya yayınlarında 5G teknolojisinin koronavirüsü yaymaya yardım ettiği hatta bizzat bu amaçla kullanıldığına ilişkin haberler ortaya çıkmaya başladı.

COVID-19 ve 5G ; Asıl Büyük Tehlike : 6G

Son günlerde bazı sosyal medya yayınlarında

5G teknolojisinin koronavirüsü yaymaya yardım ettiği hatta bizzat bu amaçla kullanıldığına ilişkin haberler ortaya çıkmaya başladı.

Bazı ülkelerde insanların bu durumu protesto etmek için sokağa döküldüğüne ve baz istasyonlarına

zarar verdiklerine ilişkin haberler de var. Bu tür haberler milyonlarca takipçisi olan Facebook, YouTube,

Instagram gibi sosyal medya organlarında gittikçe yayılıyor. Bu makalede, önce 5G’nin ne olup olmadığı

ve iddiaların doğruluğunu sorgulamaya çalışacağız. Ama daha önemlisi koronavirüsten daha tehlikeli olan 6G konusunda sizi uyaracağız.

5G nedir?


5G, 2008 yılında ortaya çıkan on-line haberleşme ağı teknolojisinin 4G’den sonraki yeni modeli.

Telekomünikasyon dünyasında son 40 yılda meydana gelen gelişmeleri şu şekilde özetleyebiliriz;


 
1G (1979); analog telekomünikasyon.

2G (1991); text (metin) mesaj.

3G (1998); mobil ve kablosuz iletişim.

4G (2008); bulut, IP ve gerçek mobil geniş band.

5G (2019); sınırsız veri kapasitesi, eşyaların (nesnelerin) interneti.

5G’nin 4G’den iki farkı var; hız ve bekleme süresi. 5G, öncekilerden çok daha büyük bir band genişliğinde

çok daha hızlı bir data (veri) transferi yapabilir. Saniyede 20 gigabayt (4G’den 20 kat daha hızlı) veri aktarabiliyor.

Birkaç saniyede bir filmi internetten indirebilirsiniz. Hız aynı zamanda beklemeyi de azaltıyor, siz bir komut verdiğinizde

onun icrası için beklenen zamanı da. Yani siz ABD’deki biri ile 5G’yi kullanarak, hiç zaman farkı olmadan sanki yanınızda

gibi konuşuyor olacaksınız. 5G teknolojisi düşük beklemeli bir iletişim sağladığı ve çok geniş banda sahip olduğu için; eşyaların interneti ve akıllı şehir teknolojileri dâhilinde de kullanılabilir.

2G, 3G ve 4G teknolojileri, Japonya, Avrupa ve ABD tarafından geliştirilmişti. Çin, 2019’da geliştirdiği 5G teknolojisi ile

2025’e kadar sanayisini yenilemek istiyor. 2019 Nisan ayında önce Güney Kore, 5G’ye geçti. Halen 17 ülkede kullanılıyor

ve pek çok ülke ABD dâhil 2020 ortasında kullanmayı düşünüyor. Bu durumda, diğer şirketler 5G ile uyumlu tetelfon ya da

iPhone satmak zorunda kalacaklar. 2025’e kadar 5G ağı ile dünya nüfusunun %40’ından fazlasına ulaşılacak.

Şu anda Türkiye de dâhil dünyadaki hemen hemen bütün haberleşme altyapısının (3G ya da 4G) temeli Çin

(Huawei) tarafında üretilmiş ve bakır ağlar ile birbirine bağlı. Türkiye’deki üç operatör de Çin’in kurduğu bu altyapıyı kullanıyor. Çin, 5G ile şimdi bu alt yapıyı fiber optik olan ile değiştiriyor.


 
5G ve COVID-19..


COVID-19 ile 5G arasında bağlantı kuran haber ve videoların kaynağı İngiltere’deki NHS England Medikal Direktörü

Stephen Powis. Burası dünyanın en asparagas uydurma ya da komplo haber merkezi olarak biliniyor.

 Komplo teorisine göre, mobil telefon şebekesinde kullanılan 5G’nin yaydığı frekans dalgaları coronavirisü de yayıyor. Söz konusu iddialar iki grupta toplanıyor;

(1) 5G bağışıklık sisteminize baskı yaparak, virüse yakalanmamızı kolaylaştırıyor.

(2) Virüs bir şekilde 5G teknolojisi kullanılarak yayılıyor.

Bilim insanlarına göre, Covid-19 ile 5G arasındaki bağlantı tamamen uydurma. İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nden

Dr.Simon Clarke’a göre, bağışıklık sistemimizin güçlü olması pek çok şeye bağlı. Bunların başında yorgun olmamak

ve iyi beslenmek geliyor. Radyo dalgaları sizin ancak psikolojinizi etkileyebilir. Bunun biyolojik anlamdaki virüsler ile

hiçbir alakası yok. Ama başka virüsler ile alakası var yani hacker’ların kullandığı iletişim sistemlerinin içine sızmak

için kullanılan virüsler. 5G’ye geçiş ile frekans band genişliği ve hızı arttığından artık buna göre yeni virüs şekilleri

ortaya çıkacak. Bunun biyolojik virüs ile hiçbir alakası yok. Biyolojik virüs ancak canlılardan geçer.

Henüz 5G teknolojisinin insan sağlığı üzerindeki etkileri üzerine yeterince veriye dayalı bilimsel çalışma bulunmuyor.

Ancak, 5G kullanılmadığı halde Covid-19’un etkili olduğu başta İran olmak üzere pek çok ülke var. Öte yandan,

Covid-19 nedeni ile sanayi sektöründe en büyük darbeyi yiyenlerden biri 5G oldu. Kimse kullandığı telefonu

değiştirmek istemiyor. Şuan ki en önemli pazar olan Avrupa’da 5G’nin müşterisi azaldı. Bunun en önemli nedeni,

insanların parayı elinde tutmak istemesi. Futbol ve eğlence sektörünün durmuş olması da 5G’ye geçmeyi cazip kılmıyor.

5G dünya genelinde yaklaşık 30 pazara girmişti ama şimdi bu sınırlı sayıda nüfusça yoğun bölgeler ile sınırlı kaldı.

2020, 5G’nin yılı olarak düşünülmüştü. Başta ABD olmak üzere bazı ülkeler 5G’ye geçmeye karşı bazıları ise endişeleri nedeni ile tereddütte.


 
5G neden istenmiyor?


Bunun iki ana nedeni var.

Öncelikle ulusal güvenlik ile alakalı. Ülkenizde Çin’in altyapısının kullanılması demek, özellikle sanayi alanındaki

espiyonaj ile adı çıkmış bir ülkenin insafına kalmanız demek oluyor. Bu işin bir yönü. Diğer yönü ise ucuza mal edilmiş,

standartları minimum bir teknolojinin ürettiği, geniş band ve hızlı veri çok başka bir büyük bir güvenlik riski demek.

Yani sadece devletler değil, devlet destekli hacker’lar da çok daha kolay açık bulabilir, altyapınıza nüfuz edebilir, zarar verebilir.

İkinci olarak konu teknoloji ile alakalı. Huawei’nin kurduğu bu altyapı, aslında Batı teknolojisi üzerine geliştirildi.

Ancak Çin şirketi bunu Batı’dan çok daha ucuza mal edince Batılı şirketler rekabet edemedi. Çok daha ucuz olduğu için

Türkiye de dâhil Avrupalı ülkelerin çoğu Huawei’yi tercih etti. Trump yönetimi 5G yarışını kazanmakta kararlı ve

bunun ilk adımı olarak Huawei’nin genişlemesini durdurmak istiyor. Batı şimdi kaybettiği teknolojik üstünlüğü geri

almak için Çin’i bir şekilde baskı altına alarak ya da Huawei’yi kendi ülkelerinde yasaklayarak önlem almaya çalışıyor.

Huawei çalışanları sıkı kontrol altında ve ABD’ye yolları düşerse, bir şekilde tutuklanıyorlar.

Amerikalılar, 5G’yi Çin Komünist Partisi’nin istihbarat aracı olarak görüyor ve 5G kullanan ülkeler ile istihbarat paylaşımını

kesmeyi düşünüyor. Bu konuda, Ocak 2020 başında Kongre’ye kanun teklifi sunuldu. ABD’nin çağrısına şu ana kadar

Avustralya ve Japonya uydu ama İngiltere ve Almanya henüz karar vermedi. ABD, 2019’un sonunda Alman hükümetini

Huawei’nin Çin güvenlik teşkilatı birlikte çalıştığı konusunda uyardı. Özetle, Batı artık casusluk ve güvenlik korkusundan

öte teknoloji yarışını kazanmak istiyor. 5G yarışından ABD ordusu ve Çin’e karşı özel görevleri olan deniz kuvvetleri, uçak gemileri de çok etkilenecek.

ABD kendi şirketlerinin Huawei ile iş yapmasını yasakladı ve 5G şebekesi için kendine müttefik arıyor.

Beş Göz (Echeleon) içindeki Avustralya ve Yeni Zelanda, ABD’nin 5G ittifakına katıldı. İngiltere,

Çin’in misilleme yapmasından korkuyor. Ama pek çok ülke 5G’ye geçmek için hazırlık yapıyor.

En büyük risk, eşyaların internetine bağlanacak 5G teknolojisinin altyapısı Çin’in kontrolünde olacağı için istediği zaman kesebilir.

Yani internete bağlı kendi kendini süren arabalar, bebek bakıcıları ya da yangın alarmları çalışmayabilir.

Peki, ne yapılmalı? Kullanılan sistemler laboratuvar ortamında kontrol edilmeli, test edilmeli, riskli alanlar bulunmalı

ve tedbir alınmalı. Buradaki kritik mesele, şebeke ile ilgili hassas cihazların Çin’den alınmasını yasaklamak.

Şebekede kullanılacak parçalara % 35 gibi bir kota koymak ve askeri tesislerden uzak olmasını sağlamak.

Huawei’ye alternatif ne olabilir? Japon NTT Docomo bugünlerde kendi 5G telefonunu sunacak. Huawei’ye rakip olacak

ABD’de Cisco, Juniper Networks, Qualcomm, Avrupa’da ise İsveç’in Ericsson ve Finlandiya’nın Nokia gibi şirketleri var.

ABD, kendi alternatifini milli olarak üretmeye en kararlı ülke. Huawei’ye tümden karşı ve onunla rekabet etmek için küçük şirketlere

bir milyar dolardan fazla bütçeli bir araştırma fonu teklif etti. ABD, kendi şebekeseni kurmak ve tüketiciye kendi band genişliğini satmak peşinde.

Bu yüzden, küçük Amerikan şirketleri (Verizon, A.T.&T vb.) bazı belediye projelerinde testler yapmaya başladı.

Türkiye’de henüz 4.5G var. 5G için en erken 2022’de ihale yapılması bekleniyor. Yerli malı altyapı ve baz istasyonları için

Aselsan’ın liderliğinde ULAK projesinin başlatıldığını öğreniyoruz.

Tıpkı Covid-19 aşısı ve ilacının bulunmasında olduğu gibi, Türk bilim insanlarına, mühendislerine ve zekâmıza güveniyoruz.

6G, bağımsız düşünen insanın sonu...


Çin’de ve İsrail’de başladığı gibi artık sadece insanlar değil, tüm canlılar tek tek kodlanmış

ve yüz tanıma ile takipte. Hareketlerimizden sonra yaydığımız elektro manyetik dalgaların

deşifre edilmesi ile düşüncelerimiz de kontrol altına alınacak. 6G, bizim beynimize çipleri sokan,

her hareketimizi ve düşüncelerimizi kontrol eden teknoloji olacak. Tek dünya devletini kurmak

isteyenlerin şirketleri 6G ile bizi kontrol edecek. Sonuç olarak, bağımsız düşünebilen son insan versiyonuyuz,

beynine çip takılmış “İnsan 2.0” özgür olmayacak. İşlemediğimiz suçlar için hapse gireceğiz.

Şimdi bir geçiş aşamasındayız. Covid-19 nüfus azaltması yönünde yeni ve esaslı bir deneme idi.

Kafamızın içine çip takılıp, uzaktan kontrol edileceğimiz günler bize sağlık kontrolü ve

terörle mücadele diye zorla dayatılacak. Sorun sadece kişisel özgürlüğünüzü, mahremiyetinizi korumak değil,

ulus-devletin de sonu geliyor. Covid-19, milyarlarca dolar savunma harcaması yapan, devasa orduları olan

ülkelerin bile bir virüs karşısında ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. Virüse karşı bir şey yapamıyorlar.

Şimdi ulusal güvenliği, savunma teknolojilerini yeniden düşünme zamanı. Ulus-devleti kurtarmak kadar önemli

olan şey kendi bireysel özgürlüklerimizi de kurtarmak. Eskiden “Her şey, veridir” denirdi, şimdi “Veri, her şey” oldu.

Artık paranın kim de olduğu değil, veri’nin kimde olduğu, kimin kullandığı önemli. Örneğin aşıyı kimin bulacağı ya da kimin elinde olduğu önemli.

Ulus-devletin işinin bitirilmesine gelince... Sosyal ve ekonomik boyutta da pek çok değişim başlıyor. 1970’lerden

beri ülkeler dolar üzerinden borçlandırılır, IMF ile işi bitirilirdi. Şimdi dijital paraya geçiş ile ulusal merkez bankaları çökertilecek,

ortada gerçek para olmayacak. Bu tehlikeyi gören ülkeler son yıllarda sürekli altın ve gümüş rezervi yapmaya başladı ama nafile.

ABD bile parasını altına endekslemeyi düşünüyor. Çünkü küresel sermaye, milliyetsiz ve ABD atından inip,

Çin’e taşınacak. Güç, bilgi olacak ve bu bilgi şu anda olduğu gibi çok az sayıda kişinin elinde bulunacak; işte küresel derin devletin sırrı bu.

2050 yılına kadar geliştirilecekleri gen teknolojisi sayesinde insanın evrimine müdahale etmek,

yani tanrının işine de müdahale etmek istiyorlar. Bu da başka bir makale konusu olsun. Çare;

şimdiden bu teknolojileri ve bilgiyi tekelcilikten kurtarmaktır. Küresel sermayenin çokuluslu şirketlerine,

bankalarına, vakıflarına, araştırma merkezlerine yönelik düzenlemelerle arkasındaki çıkar şebekesini çökertmektir.

Covid-19 ile mücadele ederken, arkasındaki güçleri de unutmamalıyız.

Zaman, ulus-devletin bu büyük tehlikeden korunması kadar, insanlığın ve insan neslinin özgür kalması için farkındalık zamanıdır.

5G neleri değiştirecek?


5G her şeyden önce “eşyaların interneti” teknolojisine geçiş demek. Yani tost makinesinden otomatik

arabanıza her şeyi birbiri ile irtibatlayan bir teknolojinin altyapısı. Böylece ameliyatlarda robotik uygulamalar

rutin hale gelecek, savunma alanında hipersonik silahlar ve otonom araçlar geliştirilebilecek. 5G ile

Dördüncü Sanayi Devrimi’ne geçilecek ve bu 2035 yılına kadar küresel ekonomiye 20 trilyon dolar ve

22 milyon yeni iş sağlayacak. 5G şebekesi sayesinde 2025 yılında dünyada yaklaşık 41,6 milyon kişinin eşyaların internetine bağlı olacağı tahmin ediliyor.

5G ile yapay zekâ ve internete bağlı makinelerin bir araya gelmesi sadece dünyayı değil, dış uzayı da

etkileyecek olasılıkların kapısını açıyor. Çiftçiler ürünlerini daha iyi toplayacak, yeni ilaçlar ve aşılar daha

kısa sürede üretilecek, pandemik hastalıklar daha iyi takip edilecek, şehirlerimiz akıllı hale gelecek.

Yapay zekâ ve 5G önce tarım, sağlık ve eğitimde büyük dönüşümler getirecek. Yapay zekâ, insanın

zekâsının ötesinde hesaplamalar yaparak, hastalıkları teşhis edecek ya da elektrik devrelerini analiz edecek.

Eşyaların internetine ve robotlara dayalı bir hayata geçiyoruz. Ülke ekonomisinin gelişmesinin belirleyici

faktörleri arasında 5G kullanımı önde gelecek. Kısaca 5G yeni teknolojik devrimin motoru olacak.

Yapay zekâ ve 5G robotları ile ilk ortaya çıkacağı düşünülen yenilikler şunlar:

-Kendi kendini süren otonom araçlar,

-Kamu ulaştırmasının otonom hale gelmesi,

-Zamana dayalı sanayi otomasyonu,

-Uzaktan sağlık kontrolü.

4G şebekesinde sistem İnternet Protokolü (IO) ile geniş band bağlantılarını sağlıyordu. 5G’nin özellikleri ile

yapay zekâ ve onun alt kategorileri olan makine öğrenmesi ve derin öğrenme teknolojileri entegre olacak.

Belki 5G’nin ülkelere yönelik ayrı çözümleri olacak (dinamik spektrum tahsisi gibi). Sonuç olarak, 5G; öngören

ve pro-aktif bir şebeke ve gerçek zamanlı, karar vermede otomasyona sahip. Bu şebekeye pek çok cihaz,

yüksek hızlı band genişliğinde, gerçek zamanlı ve otomatik karar verme teknolojisi ile bağlı olacak. Yani büyük bir veri sistemi, 5G ve yapay zekâ ile yönetilecek.

5G’NİN TEHLİKESİ...
5G ile birlikte milyarlarca çip, sensör, kamera ve diğer tesisat kullanılarak her köşe ve her canlı takip edilecek.

Bu sistemlerin sahip olduğu eş zamanlı analiz kabiliyetleri ile şüpheli insan ve robot davranışları tespit edilecek

ve sözde olay olmadan önlenecek. Bu konuda; Çin, İngiltere, Hindistan ve ABD şimdiden yoğun çalışmalar yapmakta.

En büyük olanı, Çin’deki SKYNET; bu sisteme bağlı 150 milyondan fazla kamera anlık verileri toplamakta ve anlık görsel

analiz yapma kabiliyetine sahip. Çin, böylece Uygur Türklerini takip altına almışken, İsrail Filistin’de her canlıyı takibe

aldığını gururla beyan ediyor. 5G teknolojisi Çin’de otonom ırkçılık için yeni bir çağ başlattı.

5G tüm dünyaya yayıldığında ne olacak? Artık 20 milyonluk bir şehirde kaybolan bir çocuk ya da yetişkinin

en geç 15 dakikada nerede olduğunu bulabilmekteler. 2030 yılında bu sisteme bağlı ülkedeki kamera sayısının

1 milyara yaklaşması bekleniyor. İnsanların günlük hayatta çeşitli amaçlarla kullandıkları AR (Augmented Reality)

ve VR (Virtiual Reality) gibi cihazları ele geçirilerek duydukları ve algıladıkları şeylere erişilerek manipüle edilebilecek.

AR ve VR üzerinden cinsellik ve kimyasal uyuşturucu kara pazarını oluşturabilir. Biyometrik tanıma sistemine

sahip drone saldırılarıyla seçilmiş kişilere sessiz suikastlar düzenlenebilecek. Ancak gerçek tehlike 6G ile gelecek.

Covid-19’a kadar yaşadığımız çağa bilgi çağa diyorduk ama bu daha çok geçmekte olduğumuz dijital çağa

doğru bir evrimin ifadesi idi. Covid-19, bu evrimi bir devrime çeviriyor, yani insan hayatını değiştirecek ani

ve önemli bir değişimin tetikleyicisi oldu. Neleri tetikledi? Şimdiki mücadele telekomünikasyon dünyasının önde

gelen isimleri arasında; Ericsson, Cisco, Nokia, Samsung ve Çin hükümetinin finanse ettiği Huawei.

Dünyada şu anda GSM dünyasında 700 kadar şirket var. 5G’yi kaç tane şirket üretirse üretsin,

5G’nin yerini alacak 6G şimdiden konuşulmaya başlandı. 6G ile birlikte bu şirketlerin sayısı 3 ya da 4’e inecek. Yani dünya genelinde tüm komünikasyon altyapısını birkaç şirket elinde tutacak.


Prof. Dr. Sait Yılmaz
milli gazete

Güncelleme Tarihi: 14 Nisan 2020, 00:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER