Atatürk'e dua isteyenlere karşı İmam ve Müftüler ne yapmalı ?

Milli Bayramlar sürecinde Atatürk'ü Koruma Kanunu'nu eline Atatürk sopasını alıp herkesi özellikle de Müslümanları dövmek olarak anlayan Kemalistler ile bazı kendini gizleyen azınlık gruplar "Atatürk'e neden dua edilmiyor?" cümleleriyle başlayan sataşmalar sonrasında ortamı provoke ediyor.

Atatürk'e dua isteyenlere karşı İmam ve Müftüler ne yapmalı ?

Yazıya başlamadan önce bir hususu okuyucuların dikkatine ikazen hatırlatalım:

Ne olacak dua edilse?

Elin arabına dua ediyorsunuz da vatan kurtaran Atatürk'e niye dua etmeyelim?

Atatürk olmasaydı babanız şu olurdu bu olurdu?...

gibi laf salatasıyla konuya başlayanlar bu yazıyı hiç okumadan sayfayı kapasın

. Biz bu dinin sabitelerine iman eden, ilkeli, kimi dost, kimi düşman seçeceğini bilen,

vatan kurtaran ile iman kurtaranların farkını ayırdedebilen, vatanla birlikte tüm İslam coğrafyasını düşünebilen,

bölgesel değil evrensel zihne sahip, dünyayı kendi ve düşüncesinden ibaret görmeyip konuştuğu her sözün Rusya'da,

Amerika'da, Afrika'da sair heryerde karşılığı olup olmadığını bilerek hareket edenlere hitap ediyoruz. 

Öncelikle belirtelim ki herkes kendi kanaat ve inancını yaşama ve yaymada şiddete başvurmadığı sürece özgürdür.

Kimse kimseye dua etmeye mecbur değildir. Atatürk dahil hiçbir kimseye dua edileceğine dair bir kanun ve yönetmelikte bulunmamaktadır.


 
Devletin anayasası laiklik üzerine kurulu olduğu için zaten yapılan tüm resmi kutlamalar fatihasız ve duasız yapılır.

Fatiha ve duanın yapıldığı kutlamalarda da mazallah laiklik elden gideceği korkusuyla ortamdaki Kemalistler elbirlik sizi meczub ilan ederler. 

İşin tuhaf tarafı şu ki, dün Anıtkabir'de Atatürk'e fatiha ve dua edenlere karşı çıkanlar bu gün Atatürk'e dua isteyenlerden başkası değil...

Çelişkiler ülkesi Türkiye!

İkiyüzlü bu tavırlarına rağmen CHP ve medyasının gazına gelen bazı sözde Atatürk severlerin

"Hoca! Atatürk'e niye dua etmiyon?" türünden çıkışlarla din görevlisine işini öğretmeye kalktığına,

milletin içinde saygısızlık edip küçük düşürmeye çalıştığını nadiren de olsa şahit oluyoruz.

Maneviyata saygısı olmayan bu kimselerin hesaba katmadığı taraf dinin şahsiliği,

duaların gönül işi olup dindarın dua ettiği kimsede kendi dini ile aynı frekans tutarlılığı arayışı içinde rabbine yönelmesi arayışının olmasıdır.   


 
İşte bu durumlarda Kemalist provokasyon tek kişi tarafından gerçekleşiyorsa din görevlisinin heyecan yapmadan;

1- İstifinizi bozmadan duymazdan gelerek ne yapıyorsanız onu yapmaya devam edin.

Karşıdaki bir süre sesini duyurmak için sesini biraz daha yükseltecek karşılık bulamadığını görünce susacaktır.

2- Sataşan kişi hala azmi kırılmadan müdahalesine devam ediyorsa tok bir sesle,

"Lütfen cemaati meşgul etmeyiniz. Cemaat sizin susmanızı bekliyor.

Hem Atatürk'ün duaya ihtiyacı mı var? Biliyorsunuz laik, sosyal,

hukuk devletinin kurucusu hayatında böyle şeylerden hoşlanmadığı gibi vefatının akabinde sevenleri dahi cenaze namazı

ve duasından beri kılınmıştı. Şu an içinde bulunduğumuz bu alan farklı mezhep,

parti ve ideolojilere sahip insanların bulunduğu bir mekan. Herkesin gönlünde farklı aslanlar yatıyor

ve onlar da onlar için dua edilmesini bekleyebilir. Bu farklılıklara riayetle biz bu coğrafya ve bu zamanın değil

tüm ümmetin üzerinde ittifak ettiklerini duamıza katıyoruz..." deyip ikaz edin. 

3- İkazınıza rağmen camide veya şehit cenazesinde susmadan bağırmasına devam edene nezaketle "Arkadaşım İslam'da herşeyin bir adabı muaşereti vardır. Biz müslümanlar işlerini bağırıp çağırmadan edep dairesinde iletişimle ilişkilerimizi devam ettiririz. Aramızda çıkan ihtilaflı konularda da durumu Allah ve Resulüne döndürür bu konunun delillerini inceler doğru olanı yaparız. Anlaşamadığımız yerde de birbirimizi incitmez durumu Allah'a havale eder. Ahirette Allah'ın aramızda vereceği hükmü bekleriz. Beklerseniz namaz sonrası sizinle bu durumu müzakere edeceğimizden şüpheniz bulunmasın. Şimdi kızgınlığınızın geçmesi, sakinleşmeniz adına abdest almak, yer değiştirmek peygamberimizin tavsiyelerindendir. Ya camide yer değiştirme adına başka bir yere geçerek hareket edin ya da bir abdest alıp gelin.." cevabı vererek yaptığı provokasyonu yemediğiniz imajını net olarak vermiş olur, alanın üstünlüğünü elinizde tutmuş olursunuz. 


 
4- Tüm uyarılara rağmen sükunet sağlanmıyorsa "Sayın cemaat sükunetinizi muhafaza ediniz. Arkadaşımız belki bilerek belki kendi elinde olmadan bir anda anlık tepki veriyor olabilir. Niyetini bilmiyoruz lakin bir provokasyona alet olmama adına kendisine cebri müdahale ederek dışarda biz müslümanlara saldırmak için bekleyenlere fırsat vermeyelim. Arkadaşa bir kaç kişi dışarıya çıkması konusunda eşlik etsin. Çıkmak istemiyorsa da bırakın konuşsun. Müdahale etmeyin. Sabırlı olun..." deyip ne yapıyorsanız onu yapmaya devam edin.

Bu durumda din görevlileri suç işlemiş gibi paniklememelidir. Türkiye Cumhuriyeti laik bir sosyal hukuk devletidir. Türkiye'de tüm vatandaşların inanç özgürlüğü garanti edilmiş ve koruma altındadır. Hiç kimse konu Atatürk'te olsa başkasının ibadetine müdahale hakkı yoktur ve olamaz da...

MÜDAHALE BÜROKRAT YA DA KALABALIK BİR TOPLULUKTAN GELİYORSA

Müdahale eden amiriniz konumunda müftü, vali gibi bürokratlar; sizi emir eri gibi gören askerlere emretmeye alışmış bir muvazzaf subay; herkesin önünde el pençe divan durduğunu görüp sizi de önünde el pençe divan duranlarla karıştıran vekil, bakan veya başbakan olabilir. 

Veya yukarıda sayılanlar dışında müdahale bir kişiden değilde bir gruptan geliyorsa veya ortam elektrikli ve provokasyona açıksa, bulunulan ortam bir şehit cenazesi ve törene katılanlar ideolojik zihniyete sahip insanlardan oluşuyorsa;


 
Bu durumda sükunetinizi koruyun. Tartışmaya girmeyin. Duymazdan gelip duanıza/hutbenize/vaazınıza odaklanın ve hiçbir karşılık vermeden ne yapıyorsanız kestirme yoldan işinizi/duanızı tamamlayarak "Velhamdü lillahi rabbil alemin elfatiha" deyip bitirin ve milleti duaya çağırın. Bu şekilde dua etmek için konunun kapandığını dolaylı yönden karşıya deklere etmiş olursunuz. Ortamın provokasyona açık olduğu durumlarda unutmayın ki nasihat dahi küfür olarak anlaşılabilir. Bu durumda sükut her zaman faydalıdır. Provokasyona açık grupları ancak onlara sözü geçen kendi içlerinden biri etkili olabilir.

Karşıdaki bağıracak, tehdit edecek, belki şikayete de yeltenecektir. 

Endişelenmeyin! Sizin duanızı belirleyen bir kanun ve yönetmelik olmadığı için kimse size falan filanın lafını neden dinlemedin, neden Atatürk'ü duanda konuşmanda eksik ettin diye ceza veremez. Herşeye rağmen ceza verilecek olursa o da sizin nasibinize...

Aldığınız cezayı üye olduğunuz sendika ile birlikte mahkemeye götürün ve hakkınızı arayın...

Asla haksızlık karşısında eğilmeyin. 

Bu arada kendinizi cemaate ilminizle, oturmanız ve kalkmanızla sevdirmeyi ihmal etmeyin. Öyle bir imamlık yapın ki farklı görüşte bile olsanız herkes size saygı duysun. İlminizle öyle saygın olun ki birileri size sataşmayı göze dahi alamasın. Böyle bir olay başınıza geldiğinde cemaat ardınızda dursun ve sizi savunsun.

Yarın zor gününüzde arkadanızda tek kişi bulamazsanız dönün kendinizi sorgulayın. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER